E-mail: bilgi@delilerveveliler.org.tr    |    Tel: +90 (544) 641 45 45    | +90 (543) 641 45 45    |    +90 (539) 719 19 59

Rengin Yılmaz, 43, Mikropigmentasyon Eğitmeni

Deliler ve Veliler Derneği > Başarı Hikayeleri > Rengin Yılmaz, 43, Mikropigmentasyon Eğitmeni

“Bilinirliğim artınca hayatımda hayat kalitesi A+ olan insanlar birikmeye başladı. Bu insanlarla bir araya geldiğim zaman bir şeyin eksik olduğunu fark ettim. O bir şey sadece ‘kendileriydi’. […] Ve ben böyle olmaktan çok korktum.”

“Görüyorsam, duyuyorsam sorumluyum eyvallah. Ama gördüğün duyduğun şey ne? Bu çok büyük bir yüzleşme! Ve bu yüzleşmede göreceğin ‘kendin’ gerçekten aynaya baktığında gördüğün ‘kendin mi’?”

Şimdi size hem başarılı bir iş hayatının ve hem de düzgün bir aile yaşantısının içinden insanoğlu neden kalkıp da Balat’ta aşevinde yemek dağıtmaya gelir sorusuna cevap vereceğiz. Kışın ortasında sıcacık yatağından çıkmaktan farksız en nihayetinde. Rahat ile bir alıp veremediği mi var ya da düzenli hayat mı çok gelmiş ola?

Karşınızdaaa Rengin ablamız, kahvehanemizin uzun boylu, zarif, sakin ve hep ışıldayan yüzü ile gülümseyen ablamız… Fantastik edebiyatın Orta Dünya’sında olsaydık, Rengin abla ‘elf’imiz olurdu, kesin ☺

Yaklaşık 15 yıl kadar iktisat sektöründe çalıştı. Bir hanım olmasına rağmen kendisiyle hiç ilgisi olmadığını düşündüğü kozmetik sektörüne ilgi duydu ve makyaj yapmaya başladı. Şans ona yardım etti. Ya da kendi deyimiyle “niyeti hasıldı da ondan başarılı oldu” … Fotoğrafçılarla anlaşıp bu sektörde iyi dereceler elde ettikten sonra ekip kurup projelere göndermeye başladı. Tesadüfen bir gün kalıcı makyaj modeli oldu. Bundan çok keyif aldı ve sevdiği bir arkadaşı kaşlarını bizzat kendisinin yaptığını düşünüp Rengin Hanım’ı takdir edince, çaktırmadan bu takdiri kabul eden Rengin Hanım, kendisini aynı gün içerisinde arkadaşının ricası üzerine kaş yaparken buldu. Hiç bilmediği bir konuya başladı ve günden güne arzu edilen bir uzman oldu. Başarısının temeli bilgisinden çok cesaretiydi. Daha sonrasında çeşitli makineler, insan anatomisi ve pigmentasyon üzerine eğitimler alarak işin mutfağını keşfetmeye başladı. Çok ciddi yatırımlar yaptı. Bu 5 senenin sonunda şu an hem bir fakültede eğitmenlik yapmakta hem de “Ebru Akel ile Kendine iyi Bak” ve “Zahide Yetiş’le” gibi ülkenin en popüler TV programlarına davet edilmektedir. HaberTürk kanalında kendi sektöründe ilk kez yapılan uzun bir canlı yayına katıldı, TRT Ana Haber’e konu oldu; kısacası aranan bir usta oldu. Ama onun aradığı bu muydu?

(Derken, görüşmemiz esnasında sevdiğimiz bir arkadaşımız yanaşıyor masamıza ve Rengin ablanın kaşlarının çok güzel olduğunu söylemeden edemiyor. E ses kaydına geçmişken buraya da aktarmasam olmazdı. Rengin abla pek memnun oldu. İş hayatındaki başarısı tam anlamıyla ‘yüzünden okunuyordu’ ☺)

Hayatı pek güzelken, işleri tıkırında giderken, basamakları birer birer çıkarken neden geldin Balat’a, ne gerek vardı diye soruyorum. Cevabını defalarca anlatmışçasına yineliyor: “Bilinirliğim artınca hayatımda hayat kalitesi A+ olan insanlar birikmeye başladı. Bu insanlarla bir araya geldiğim zaman bir şeyin eksik olduğunu fark ettim. O bir şey sadece ‘kendileriydi’. Hep dışarıda yani dışarıdan içeriye doğru yaşıyorlar. Oysa bizim hedeflediğimiz şey içten içeydi, yani asıl yolculuk buydu. Ama maalesef hep dışarıdan beslendik ve içeridekini bastırdık. Ve ben böyle olmaktan çok korktum.” Başarının getirdiği bu haklı korku ile Rengin Hanım çevresini genişletmeye, çeşitlendirmeye, düşük yaşam standartlarını da görüp, aslında gerçeği görmeye niyet etti, ya da cesaret etti demek daha doğru olabilir. İlk aklına gelen de bir yardım kuruluşu oldu. Deliler Kahvehanesinin çılgın projelerinden feyz alan ablamız kendi deyimiyle “gemiden kayığa atlamaya ve böylece hayatta daha rahat manevra yapmaya” karar verdi. ‘Deli’ işinin içine girip gerçekten kim olduğunu keşfetmeye adım attı.

Tabi bu iş böyle ha deyince oluvermedi. Aslında 3 yıl evvel Cihangir’deki eski adıyla Derviş Baba Kahvehanesine gelen Rengin Hanım, Ali abinin ‘İlişkiler Sohbetine’ gelmiş ve “8 kere evlenmiş 7 kere boşanmış, kulağında küpe, motorlu kasketli, ne alakasız bir adam bu” demiş. Daha doğru tabiriyle kafadaki iyi adam şablonuna oturmamış Ali abi. Bir daha da gelmemiş. Ve yıllarca kahvehaneye hiç adımını atmadan sadece maddi yardımda bulunmuş. Bu durumdan pişmanlıkla söz eden ablamız yıllarca bu hizmetten mahrum kaldığı için hayıflanıyor.

Peki buraya geldin de ne oldu Rengin abla diyorum. İlk cevabı çok hızlı veriyor: “Önyargılarım hafifledi, tamamen bitti diyemem!”

“İnsanları görür görmez etiket vurmuyorum artık. ‘Ben bilmiyorum’ diyorum. En azından zaman tanıyorum. Hep 100 kredi ya da 0 kredi ile başlardım insan ilişkilerine, artık 50 kredi veriyorum. Belki bir fikrim var ama biraz daha fazlası yok. Zamana bırakıyorum.”

“En önemlisi korkmamayı öğrendim. Sokakta yalnız başıma yürüyorum artık. Çünkü o dışarıdaki adamın benden hiçbir farkı olmadığını öğrendim. Bu benim için muhteşem bir şey çünkü ben akşam arabaya binip, arabayı mutlaka kilitleyip sadece otopark ve iş yeri arası gidip geliyordum, yani sokakta yürüyemiyordum yalnız başıma. ARTIK BALAT’TA YÜRÜYORUM ☺”

Bu farkındalığa ulaşmanın bu kahvehanede gayet kolay olduğunu da ekleyen Rengin Hanım, Ali abinin ve buradaki diğer gönüllülerin ortak iletişiminden çok faydalandığını ve uyarıları da hep dinlediğini söyleyince dedim ki abla uyarıları neden dinledin ki, dinlemek zorunda mıydın? Yine hızlı bir cevap geldi: “Çünkü kendimi bulmak istiyordum”.

Haftanın belirli günleri aşevinde yemek dağıtımı, aşevi temizliği ve kahvehanenin bilumum organizasyon işlerinden sorumlu olan, ihtiyaçlılar için geniş iş ağını kullanıp destek olmaya çalışan güzellik uzmanı ablamız, kendini törpüleyerek, gönüllüler ile sürekli etkileşim içerisinde, içsel keşif yolunda yürümeye devam ediyor. Ve diyor ki: “Yüzleşmeye cesareti olanlar gelsinler buraya. Görüyorsam, duyuyorsam sorumluyum eyvallah. Ama gördüğün duyduğun şey ne? Bu çok büyük bir yüzleşme! Ve bu yüzleşmede göreceğin ‘kendin’ gerçekten aynaya baktığında gördüğün ‘kendin mi’?”