E-mail: bilgi@delilerveveliler.org.tr    |    Tel: 0 (212) 230 97 54    |    GSM: 0 (539) 719 19 59
  • ahmet
  • Yorum yapılmamış

Evsizlerin birçoğu madde kullanan insanlar zaten. Onları görünce diyorum ki “ Ben de burayla tanışmasaydım onlardan biri olabilirdim. Eğer biri bana yardım etmeseydi; çalabilirdim, katil olabilirdim, çok kolay olurdu böyle bir insan olmam. Hayatımın başından beri bir boşluk var. O boşluğu dolduracak bir şey arıyorsun. Bir yerde de buluyorsun. İşte orası benim için bu kahvehane.” diye giriyor söze Tarık. “Dur” diyorum Tarık’a. On beş yılın en başından alalım hikâyeyi. 

Tarık’ın hikâyesi ilginç bir hikaye değil. Her mahallede, her apartmanda belki de her ailede bir Tarık var. Kiminin oğlu, kiminin kardeşi, kiminin ağabeyi.

Baba ile anne arasında geçen birkaç tatsız olayın ister istemez olumsuz tesiri dışında çocukluğu genel olarak güzel geçen Tarık, ortaokula geçtiğinde, kısa boylu, zayıf, gözlüklü ve ders çalışan bir çocuktu; yani “ezikti”.Babasının teşviki ile sürekli spor yapıyordu. Bir sabah vücudunda patlama yaşandı. Kaslar ortaya çıktı. Artık ergenliğe girmişti. Rahattı; kendini güçlü hissediyordu. Özgüveni yerine gelmişti ve bunu bazı okul kavgalarına karışarak kendince ispatlıyordu. Kendini ispatlama bir sonraki kademede de devam etti. Lisede sigarayla tanıştı, alkolle tanıştı ve en sonunda da uyuşturucu ile tanıştı. 

Bir süre böyle devam ederken annesinin vesile olması ile Deliler Kahvehanesi gönüllüleri ve Ali Denizci ile tanışan Tarık’ın aklına o büyük soru geldi. “Ne yapıyorum ben?, Kimim?, Bu dünyaya niye geldim?” Bunun cevabını kahvehanedeki kardeşleri, ağabeyleri, ablaları ile bulmaya çalışan Tarık “Buraya gelmeseydim muhtemelen şu an kendimde değildim; bir şekilde bir yerlerden para bulmuştum ve hem evin içinde hem de arkadaş ortamında bazı maddeleri kullanıyor olurdum. Çok zayıflamış olurdum. Kullandığım maddeler yüzünden yemek yiyemiyor olurdum maalesef” diyor. 

Yardım edenin de yardım alanın da birbirine ayna olduğu Deliler Kahvehanesi’nde Tarık’ın gönüllü olma ve her gün gelip bir işin ucundan tutma sebebi çok basit: “Evsizlerin birçoğu madde kullanan insanlar zaten. Onları görünce diyorum ki ben de burayla tanışmasaydım onlardan biri olabilirdim. Eğer biri bana yardım etmeseydi, çalabilirdim, katil olabilirdim, çok kolay olurdu böyle bir insan olmam” diyor ve umutla söze devam ediyor: “Şimdi düzelmeye çalışıyorum. O insanlar isteseler bile düzelme şansları olmayabilir. Biz yardım etmezsek, o adamlar köşede birini bıçaklayabilir, taciz edebilir, öldürebilir. Ali abi diyor ya “Yaşar ağabey bizim başımıza gelebilecek olasılıklardan bir tanesi” diye, işte benim için de o evsizler aynı şekilde.” 

Merdivenin en tepesinde çok büyük bir ödül var. Baktığında basit bir şey. Ama “sen” varsın. Asıl olan, saf olan “sen”. En yüksek basamağa ulaştığın zaman kendini tanıyorsun – daha doğrusu kendinle tanışıyorsun, ilk defa!

Kısa sürede bu bilinci edinen Tarık, burayı bir yol veya merdiven olarak görüyor. Her emek harcadığında bir basamak atladığını hissediyor. “Merdivenin en tepesinde çok büyük bir ödül var. Baktığında basit bir şey. Ama “Sen” varsın. Asıl olan, saf olan “Sen”. En yüksek basamağa ulaştığın zaman kendini tanıyorsun, daha doğrusu kendinle tanışıyorsun, ilk defa! İnsanlar doğuyorlar, belirli bir mizaca sahip oluyorlar ve etrafındaki şeylere göre şekillenip, kılıftan kılıfa giriyorlar. İşte o en baştaki ve aslında en sondaki o saf ‘Sen’i bulabilmek için önemli bir basamak olarak görüyorum burayı” diyor Tarık. 

Deliler Kahvehanesi’nin butiğinde, aşevinde, erzak dağıtımında aktif bir gönüllü olan Tarık, aynı zamanda diğer gönüllülerimizden matematik dersi alıp eğitimine de son sürat devam ediyor. O en başta bahsettiği boşluk hissi burada böylece dolmuş oluyor. Kahvehanede gönüllülüğe devam etmek istiyor. Bir daha herhangi bir madde kullanmak istemiyor. Bundan sonraki hayatında yaptığı işlerle hep insanlara hizmet etmek istiyor. Sadece para için, evini geçindirmek için değil de, çevresine de katkıda bulunmak istiyor. 

Yaşıtlarına bir mesaj vermek ister misin dediğimizde “Kanka, gel takılırız, çok güzel bir şey” diyen arkadaşlarınızın yanına gitmeyin” diyor ve gülüyor.

*Yaşar Ağabey Deliler Kahvehanesinin en eski meczuplarındandır.
Kendisi kırklı yaşlarında olmasına rağmen bir arabanın çarpması sonucunda zihinsel yaşı beşe inmiştir. Herkesi koşulsuzca sever.
Hep bizim yanımızdadır. Düzenli olarak kıyafetleri, yemeği, hamam ihtiyacı, harçlığı, annesinin mezarına çiçeği ile ziyareti tarafımızca sağlanmaktadır. Onun bize sağladığı güzellikler ise saymakla bitmez. Bunu anlamak için Yaşar Ağabeyi yaşamak gerekir.

Yazar: ahmet